• Işıklar Cad. Şenlik Sk. No:14/2 Ataşehir/İstanbul
  • Pzt - Cmt 9.00 - 18.00. Pazar KAPALI

İstanbul'da Bir İlk

Çocuklarda Mesane ve Bağırsak Bozuklukları Merkezi

Hipospadias

1500+ Ameliyat

Uzman Kadro

27 Yıllık Tecrübe

Bize Ulaşın : 0537 917 18 16

Gece Alt Islatma - SSS

Eski inanışlara göre gece idrar kaçırma problemi psikolojik bir problem olarak görülmekteydi. Ancak yapılan bilimsel çalışmalar doğrultusunda mesaneyi ilgilendiren bir problem olduğu artık kesinleştirilmiştir. Gece idrar kaçırmanın bilinen 3 temel nedeni vardır;

  1. Çocukların uyku eşiklerinin çok yüksek olması ve herhangi bir vücuttan gelen uyarıya cevap verememeleri
  2. Gece boyunca üretilen idrar miktarının çok fazla olması
  3. Mesanenin gece boyunca aktif olarak kasılması

Anatomik ve nörolojik olarak sağlıklı 5 yaş ve üstü çocuklarda, ardışık olarak en az 3 ay süredir devam eden ve ayda en az bir gece gerçekleşen gece idrar kaçırmalar önemsenmeli ve doktora başvurulmalıdır.

Evet bilimsel olarak yayınlar gece idrar kaçırmanın anneden ve/veya babadan kalıtsal geçişli olduğunu göstermiştir. Risk yüzdeleri aşağıdaki şekildedir.

  • Çocukluğunda yatak ıslatmayan ebeveynlerin çocuklarında % 15,
  • Ebeveynlerden biri çocukluğunda yatak ıslatıyorsa çocuklarında % 43,
  • Ebeveynlerinden her ikisi de çocukluğunda yatak ıslatıyorsa çocuklarında % 77 görülme riski bulunmaktadır.

Bu nedenle ebeveynler çocuklarına yatak ıslatmanın çocuklarının suçu olmadığını açık bir dille anlatmalı ve onları bu konuda suçlamamalıdırlar.

Yatak ıslatma direkt olarak vücuda zarar vermez. Islak bir zeminde yatmak idrar yolu enfeksiyonuna doğrudan sebep olmaz. Ancak tedavi edilmeyen gece idrar kaçırma şikayetleri çocuklarda;

  • öz güven kaybına
  • sosyal dışlanmaya
  • okul başarısızlığına
  • çaresizliğe
  • iletişim problemlerine ve psikolojik problemlere neden olabilmektedir.

Bu yüzden sanıldığının aksine psikolojik nedenler gece yatak ıslatmanın sebebi değil, sonucudur. Bu nedenle şikayetlerin zamanla geçmesi beklenmemeli ve en kısa sürede tedaviye başlanmalıdır.

Evet genellikle çocuk büyüdükçe sorun kendiliğinden geçmektedir  ancak iyileşme süreci bazen çok uzun yıllar alabilmektedir .  Ancak araştırmalar haftada 4 geceden daha az idrar kaçıran çocukların kendiliğinden iyileşirken,  her gece yatak ıslatan ve 10 yaşını geçmiş olan çocukların iyileşme ihtimallerinin çok düşük olduğunu göstermiştir.

  • Yeug C, Sreedhar B, Sihoe J et al. Brit J Urol Int 2006 May;97(5): 1069-1073
  • Joinson C, Heron J, Butler R, Croudace T. Longitudinal and Life course studies 2009; 1(1): 73-94

Bu süreçte kendiliğinden iyileşme beklenmeden, ileriye dönük daha ciddi mesane- bağırsak problemleri ile karşılaşılmadan problem çözülmelidir.  Aktif tedaviye mümkün olduğunca erken başlanarak çocuğun gerek psikolojik sağlığı gerekse sosyal yaşantısını en güzel şekilde geçireceği yıllar elinden çalınmamalıdır.

Genellikle aileler bu süreçte şikayetleri en aza indirgemek için bazı yollar denemektedirler. Bunların en başında ciddi sıvı kısıtlamaları gitmek, bitkisel ilaçlara başvurmak ve gece belirli saatlerde çocuklarını uyandırmak gelmektedir. Ancak bu tarz stratejiler çoğu zaman işe yaramamaktadır. Çoğu aile ocuklarının yatak ıslatmasından tedirgin olduğu için onları sosyal faaliyetlerden kısıtlamaktadır.

Yatak ıslatma şikayeti olan her çocuğun ihtiyacı birbirinden farklıdır. O yüzden öncelikle bir doktora danışarak çocuğunuza uygun en sağlıklı tedavi yaklaşımı belirlenmelidir.  Böylelikle tedavide daha kalıcı bir yol izlenerek çocuğunuza sağlıklı su içme ve işeme alışkanlığı edindirebilirsiniz.

Gece iç çamaşırın ıslandığını algılayan bir sensör ve çocuğun duyabileceği kadar yüksek ses çıkaran bir alarm cihazından oluşan bir sistemdir. Yatak ıslatma alarmı çocuğu altına yaptığında uyandırma ve çişini tutabilme konusunda tedaviye yardımcı bir ekipman olarak kullanılmaktadır. Alarm tedavisi ara verilmeden düzenli bir şekilde kullanıldığında oldukça başarılı sonuçlar yaratmaktadır. Bu konuda aileler sabırlı olmalı ve tedavinin başarılı olabilmesi için çocuklarını alarmı kullanması konusunda teşvik etmelidirler. Ancak tedavi bırakıldığında geri dönüşüm oranı %50’leri bulmaktadır. Bu yüzden kliniğimizde genellikle alarm cihazı kullanımını pelvik taban kas rahabilitasyonu ile birleştirerek daha çabuk ve kalıcı başarı elde ediyoruz.

Mesanenin dolması ve boşalması beyinde bulunan birkaç merkez tarafından kontrol edilir. Alarmın çalarak ses çıkarması mesaneden sorumlu bu merkezleri uyararak işlevlerini yerine sağlıklı bir şekilde getirmesine yardımcı olmaktadır. Alarm tedavisinin ilk başlarında birçok çocuk alarmı duymaz veya alarmın çaldığını hatırlamaz. Bu durum oldukça yaygın ve beklenen bir durumdur. Günler geçtikçe çocuğunuz alarmı duyarak kalkacak ve tuvalete kendiliğinden gitmeye başlayacaktır. Bir süre sonrada alarmın çalmadığı kuru geceler başlayacaktır. Burada önemli olan alarm tedavisine ara verilmeden devam edilmesi ve terapist ve doktor ile iletişimde kalınmasıdır.

Görevi vücuttaki su tutulumunu düzenlemek olan vazopressin hormonu vücut susuz kaldığında ve gece uyku sırasında salgılanır. Böylece böbreklerin vücuttaki suyu daha fazla süre tutması sağlanarak daha az miktarda idrar üretilir.Vazopressin hormonunun uykuda salgılanmasıyla gece üretilen idrar miktarı gündüz üretilen idrar miktarının 3’ te 1’ ine düşürülür.   Şayet çocukta bu hormonun salgılanmasında sorun tespit edilir ise desmopressin tedavisi başlanır. Bu aşamada gece idrar kaçırmanın nedeni doktor tarafından çok iyi tayin edilmeli ve ilaç tedavisinin gerekli olup olmadığına karar verilmelidir. Vazopressin hormonunun yeterliliğini sorgulamadan ihtiyaç dışı ilaç verilmemelidir. Bunun yanı sıra çalışmalar tek başına ilaç tedavisinin anlamlı bir başarıya ulaşılmadığını göstermektedir. Davranış değişiklikleri ve alarm tedavisi medikal tedavilerden önce gelmekte ve tedavide ileriye yönelik daha yüksek başarılar sunmaktadır.

Pelvik tabanı oluşturan kaslar ile idrar tutabilme arasında oldukça yakın bir ilişki bulunmaktadır. Yapılan araştırmalar gece idrar kaçıran çocukların çoğunda pelvik taban kas kuvvetinin zayıf olduğunu göstermektedir. Bu anlamda her bir çocuğun pelvik taban kas fonksiyonları ve gücü değerlendirilerek uzun vadede kalıcı tedavi planı oluşturulmalıdır. Bunun yanı sıra pelvik taban rehabilitasyonu ile beyin-mesane arasında farkındalık oluşturularak,  çocukların gece mesanelerinin dolduğunu hissedilebilir hale gelmesi hedeflenmektedir.

Öncelikle kliniğimize başvuran her hastamız doktorumuz tarafından detaylı bir muayeneden geçiyor. Ardından işeme testi (üroflow) ile hastamızın işeme fonksiyonu hakkında bilgi ediniyoruz. Gerekli gördüğümüz hastalardan idrar tahlili, idrar kültürü ve detaylı ultrason istiyoruz. Alanında uzman fizyoterapistlerce pelvik taban kasların fonksiyonlarının değerlendirilmesinin ardından, doktorumuz ve fizyoterapistlerimiz hastamıza özgü bir tedavi protokolü oluşturarak tedaviye başlıyoruz.